TÜRKİYE’YE BÖLGE UZMANI GEREKLİ Mİ?

TÜRKİYE’YE BÖLGE UZMANI GEREKLİ Mİ?

TÜRKİYE’YE BÖLGE UZMANI GEREKLİ Mİ?

Sene 1991. Yugoslavya’nın dağılma süreci başlamış. Türkiye’de Yugoslavya’yı anlatacak uzman aranıyor. Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Orta Asya, Uzak Asya… Ortada kimse yok. Herkes Türkiye uzmanı.

Milli Eğitim Bakanlığı ihtiyaç duyulan alanlarda uzman yetiştirmek üzere her yıl 1416 sayılı kanuna göre yurt dışına öğrenci gönderiyor. 1991’de yüksek lisans ve doktora için yurtdışına gönderilecek alanlara “Balkan Ulusları Tarihi” de eklenmiş. Daha önce bu hiç yapılmamıştı.

Büyük bir heyecanla bu bursa başvurmaya karar verdim. Başvurular Ankara’da yapılıyor. Evraklar, noterler, masraflar… Bir yığın bürokrasiyi aşıp başvuruyu tamamladım. Sınav ise İstanbul’da yapılacak.

Sınav zamanı geldi. İstanbul’a gittim. Aksaray’da bir akrabamın işyerini buldum. Sağ olsun. Beni evinde misafir etti ve ertesi sabah İstanbul Teknik Üniversitesine sınav yerine bıraktı. Rahat bir kafayla sınav salonuna oturdum.

Sınav klasik üç tarih sorusu ve yabancı dil çevirilerinden oluşuyor. Kaç sayfa yazdığımı hatırlamıyorum ama 10 sayfadan fazla yazdım. Kâğıtlar özel hazırlanmış, isimleri katlama yeri var. İsimleri kapattık. Aynı akrabam beni sınav yerinden aldı ve Bostancı’da oturan amcama bıraktı.

Amcam sınavda kaç kişi alınacağını sordu. Bir kişi, dedim. Durdu. “Bir kişi alınacak bir sınav için kalkıp İstanbul’a mı geldin?”, dedi. Olan ümidim de kayboldu. Benden başka herkes bölüm birincisi olduğunu söylüyordu. Sınav başlamadan bir kaçıyla sohbet edebilmiştim.

Aradan birkaç hafta geçti. Sınav sonuçları açıklandı. Sınav barajını bir tek ben geçmişim. Bakanlığa birkaç kez uğrayınca “-galiba kazandığına inanamıyorsun!” diye gülüştüler.

Arkasından başlayan hazırlık süreci ve olağan üstü gayretlerle geçen dil eğitimi, Münih’te yüksek lisans, doktora. 10 üzerinde yabancı dil, Balkan ülkelerine araştırma seyahatleri. Bu süreçte Bosna-Hersek’te 1995’te Srebrenica Soykırımı yaşandı. Başka birçok önemli olay oldu. Nihayet 2001’de olağanüstü bir çalışma temposu sonucunda doktorasını tamamlamış bir Balkan tarihi uzmanı olarak tekrar Ankara’ya döndüm.

Önce yine bakanlığa gittim, ardından adına yurtdışına gönderildiğim araştırma kurumuna gönderildim. Kurum yöneticileri “-bizim bundan haberimiz yok. Eski yöneticiler talep etmiş olmalı!” dediler. Kurumun alt birimine gönderdiler. Orada da dil bilen memur yokmuş. Kütüphaneye gelen yabancı dildeki kitapları tasnif edersin dediler.

Peki, ya Balkanlar, uzmanlık vs. “Bunlar yok” dediler.

Aradan yıllar geçti. Bölge dili bilen uzman yetiştiren akademik birimler yine yok.

YÖK Başkanımıza bir fırsatta bölge uzmanı yetiştirecek birimlerin kurulması konusunu arz ettim. Hatta YÖK Dergisi’nde Türkiye’de neden bölge uzmanı yetiştirilemediğini ve nasıl yetiştirilebileceğini izah eden bir yazı da yazdım.[1] Yazı yayınlandı. Başkan beğenmiş. Ombudsmanımıza bir fırsatta anlattım. Mektup da yazdım. Sanırım üslubumu beğenmedi. Cevap vermedi.

Her yeni rektöre, rektör yardımcılarına, dekanlara aynı şeyleri anlatmaktan yoruldum.

Aradan yıllar geçti yine. Yine yok, yine yok.

2021 yılındayız. Yine aynı şeyleri konuşuyoruz.

Nihayet pes ettim. Türkiye’nin bölge uzmanı yetiştirmeye ihtiyacı yokmuş demek ki. Anlamam uzun sürdü. Ama anladım artık. Tüm üzüntülerim sona erdi.

Artık mutluyum. Akademik teşvik başvurusu için atıf sayıyorum.