TRABZON TÜRKTÜR

TRABZON TÜRKTÜR

Trabzon’un kuruluşu çok eski yılları dayanır. Yapılan bilimsel araştırmalara göre Trabzon’un tarihi 70 bin yıllıktır. Bu kadar eski kuruluşu olan bir şehirde elbette farklı kültürde yaşayan toplulukların olması mümkündür.  Bu bakımdan Trabzon bir geçit kapısıdır.

Trabzon'un ilk kurucu halkını Orta Asya Türklerine bağlayan daha birçok tarihçi vardır.                                                                                                                                                                                          

Frierdrich Hrozny; "Orta Asya 'dan gelen boylar Kafkasya ve kıyı kesiminde uygarlık öğreterek buralara yerleşmişlerdir" der. Alman tarihçi Fallmerayer bile, bütün kasıtlı gayretlerine rağmen; "Trabzon'un kurucuları Kafkasya'dan gelen Türk soyuna bağlı Türklerdir" diyerek asıl yerli halkın Türklüğü görüşünü desteklemektedir.

Gerçi Grekler, Karadeniz kıyılarında ekonomik gidişi etkileyen sömürgeler (koloniler) kurmuşlardır, ancak söz konusu sömürgeler hiçbir dönemde bu bölgenin ilk yerli halkını oluşturmada etkili olamamışlardır(1).

Diyarbakırlı Sâid Paşa "Mir'âtü'l-îber", Hüseyin Hüsameddin Efendi, "Amasya Tarihi", Trabzonlu Mehmed Aşıkî "Menâzirü'l-Avâlîm" adlı eserlerinde Trabzon ve havalisinin Orta Asya köklü Turânî kavimlerce iskân edildiğini yazar.

Şemseddîn Sâmî, "Kamûsu'l-Alâm" adlı eserinde ise şöyle demektedir: "Trabzon şehri pek eski olup, Truva Muhârebe-i meşhûresi zamanında dahi mevcut bulunmuş olduğu mezmûmdur."

Bir başka kaynakta da; "Arkadia'da bir başkent (megal-polis) kurulduktan sonra öbür şehirdeki halkın bir bölüğü bu yeni başkente yerleştirilmiş, bir bölüğü de Trabzon'a gönderilmişti. Ancak, Trabzon'un ilk yerli halkı şehirden göç etmemiştir. "(2) denilmektedir.

Ceharles Texier de; "O sırada buraya (Trabzon'a) göçmenler geldi. Fakat Trabzonlular yerlerinde kaldılar " demektedir(3).

İşte bütün bu yerli ve yabancı kaynaklarda da görüldüğü gibi, Trabzon'da ilk oturanlar ve şehri ilk kuranlar, Orta Asyalı Türklerdir. Başka ırklardan gelen azınlıklar sonradan, Türk ırkının sonsuz hoşgörüsünden faydalanarak, daha sonra da askerî kuvvetlerin baskısı ile ancak kıyı şeridinde ve kale içinde tutunabilmişlerdir. İç kesimlerde ise, ilk yerli halk olan ve Orta Asya'dan gelen Turânî ırka mensup Türler yaşamaktaydı.

E- TRABZON'UN İLK KURULUŞU VE İSKÂNI

Tarihi yanlış bilinen illerimizden biri olan Trabzon, coğrafî konumu bakımından tarihin her döneminde önemini korumuş ve ilgi odağı olmuştur. Türk'ün ve İslâm'ın zaferlerini bir türlü kabullenemeyen haçlı zihniyet, Hıristiyan hâkimiyetinin doğuya uzantısı durumunda olan Bizans'ın başkenti olan

Trabzon tarihinde, M.Ö.298 - M.S. 63 yıllan arasında kurulup ortadan kalkan Pontos Devleti'nin yıkılmasından sonra aynı adla hiçbir devlet kurulmamışken, bu Türk Devleti'nin Rumlara mal edilmesi ve 1204'te kurulup 1461'de Fâtih Sultân Mehmed tarafından ortadan kaldırılan "Trabzon Rum Devleti"nin yine bazı kaynaklarda, 1522 yıl öncesine gidilerek "Pontos Rum Devleti" şeklinde ifade edilmesi ve yazılması da tarihi saptırmadır.

    Ve Buralara sahip olmak isteyenler M.Ö. 298 yılında kurulup, yine M.Ö. 63 yılında ortadan kalkan Ay-Yıldızlı bayrağı ile 'Anadolu'nun Millî Devleti Pontos Krallığı' ile M.S. 1204 yılında kurulup, 1461 yılında ortadan kalkan 'Trabzon Devleti'ni birbirine kanştınp; ortaya, tarihte hiçbir zaman mevcut olmamış bir 'Rûm Pontus Devleti' çıkarmak istemişler; sonra bu temele dayanarak, tarihte hiç mevcut olmayan bu devleti yeniden yaratmak istercesine, Anadolu'nun Karadeniz kıyılannda, bir Rûm Pontus Devleti kurmaya çalışmışlardır. Oysa ki, bunlann birbirleriyle hiçbir ilişkileri yoktur. M.Ö. ortadan kalkan Pontos Devleti'nin merkezi önce Amasya, sonra Sinop, geçici bir süre için  (1)       

dergâhını kurmuştu. M.S 1299

   1461 yılında Trabzon'un Türkler tarafından alınması ile Rum Devleti'nin egemenliği sona erer, bölge tamamen Türklerin eline geçer. Bundan sonra Bayburt, Gümüşhane, Erzurum ve diğer yörelerden gelen Türk boyları Tonya'ya yerleşirler.

Osmanlı dönemi, yerli Kumanlarla göçmen olarak gelen Türklerin kaynaşması ile geçmiştir. Bu dönem içerisinde gerek Kuman, gerekse Türk kültürü birbirlerini etkilemişlerdir. Bu etkileşim günümüzde de kendini göstermektedir. Yerli halkın bazı inançlarında, gelenek ve göreneklerinde bu etkileşimin izlerini görmek mümkündür. Bazı araştırmacıların yazdığına göre Tonya'da yerli Rumların olduğu söylenmektedir. Bu tamamen yanlıştır. Tonya'da Rum olmadığı gibi kilise ve kilise kalıntısı da yoktur. Aksini söyleyenler bunu, belgelemek zorundadırlar. işin aslı şöyledir: 40 bin kişilik Rum Kommen ordusunun 4 bin kişilik muharip kısmı Kuman ve Kıpçak Türklerinden oluşmaktaydı. Bu döngü babadan oğula geçerek 257 yıl devam etti. Paralı askerlik yapan Kuman Kıpçak Türkleri, Rum dilini de öğrendiler.

   1963 yılında Almanya'ya giden işçilerimiz, Almanca bilmiyorlardı. Üçüncü nesil şimdi Türkçe konuşamıyor. Bunu savunanlara şunu sormak gerekir: Türkçe bilmeyen bu üçüncü nesil Türk değil midir? Cevabı gayet basit: Elbette öz be öz Türk’tür                                                                                        

Trabzon bölgesinin ve Tonya yöresinin Müslümanlığı - Türklüğü meselesinde, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu da yazdığı altı ciltlik "Anadolu'da Aşiretler-Cemaatler-Oymaklar-1453-1650" adlı eserde aynı görüşü paylaşmaktadır. Hatta verdiği haritada Kastamonu'dan Bayburt'a kadar olan bölgeyi hep Çepni Türkü olarak göstermektedir(l). Bu bilgi bile yeterlidir. Üstelik Trabzon'da 1453 tarihinden önce ve sonra dahi birçok Türk boyu vardır. Mesela; Kumanlar, Kıpçaklar, Trablar, Karahanlılar, Dede Korkutlar, Salurlar, Turlar, Han Turalılar (Kanturalılar), Diriller gibi

B- TONYA'NIN TÜRKLÜĞÜ VE MÜSLÜMANLIĞI

    Vakfıkebir'in Türklüğü milâttan öncesine, Müslümanlığı fetih öncesine dayanır. Yani Vakfıkebir halkı 1461 'den önce de Müslüman, milâttan önce de Türk idi.Vakıf-ı Kebir'in doğusundaki "Komana Deresi" bile tabii olarak bunun ispatıdır. Tarihi ve coğrafi olarak da yine Komandere Vamenli (Ortaköy), Komandere Raşî (Rıdvanlı), Komandere Kadahor (Akköy), Komandere Habel (Açıkalan) gibi köy adlan da o eski devirlerden kalan isimlerdir. Demek ki; Trabzon bölgesindeki Kuman Türkleri, hatta Kıpçaklar ve onların akrabası olup "bacanak" manasına gelen Peçenekler de Vakıf-ı Kebir'de oturmuşlardır.

T.K.K.A TD. NO: 29 s.24-A 1583 tarihli tahrir defterlerinde karaağaç köyünde üç gayri Müslüm ailenin varlığı görülmektedir. Gerek Tonya’da gerek Of-Çaykarada bir tane kiliseye ve manastıra rastlanmaz. Tek kabahatleri askerlik yapmaları ve Kommen dilini öğrenmeleri. Onların Türklüğünü inkâr anlamına gelmez.

 

1- Yusuf Halaçoğlu, Anadolu'da Aşiretler, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara-2009, C.6, s. 2278-2779 (2)-a.g.e. 2009, C.6, s. 2731

2-Arif Müfit Mansel, Ege ve Yunan Havzası Tarihi, T.T.K. Basımevi, Ankara 1988, s. 155 (3) 3-Ceharles Texier, Küçük Asya, (Çeviren: A. Said), İstanbul, 1339, s. 18