TERS LALENİN SIRRI ÇÖZÜLDÜ

TERS LALENİN SIRRI ÇÖZÜLDÜ

Yeryüzündeki mimari eserlerin en güzellerinden biri olan Edirne’deki Selimiye Camii hakkında anlatılan efsanelerden en ilginç olanı ters lale efsanesidir.

Yeryüzündeki mimari eserlerin en güzellerinden biri olan Edirne'deki Selimiye Camii hakkında anlatılan efsanelerden en ilginç olanı ters lale efsanesidir. Selimiye Camisi'ni ziyarete gelenler, o muhteşem kubbeyi, ışık yağmurunu bile görmeden hemen ters lalenin başına koşuyorlar. Hatta, restorasyon çalışması sırasında, ters lalenin bulunduğu müezzin mahfili naylon içinde koruma altına alındığı halde naylonlar yırtılarak ters lale aranmıştır. Ters lale ile ilgili nice efsaneler söylenmiş, Selimiye Camisi'ni ziyarete gelenler, öncelikle birbirlerine ters laleyi anlatmışlardır. Allah’u Teâla’nın doksan dokuz ismine işaret olsun diye çiniler üzerine doksan dokuz çeşit lale motifi işlenmesine emreden Mimar Sinan, motiflerin yanlışlıkla doksan sekizde kaldığını işitince "Öyle kalsın, kalsın ki acizliğimiz, kulluğumuz ortaya çıksın. Acizliğimize işaret olarak da doksan dokuzuncu lale motifi müezzin mahfili direğine kazınsın ama ters olarak" demiştir.

Edirne ve Selimiye Camii ile ilgili araştırmalarıyla tanınan gazeteci yazar Halil Delice, ters lalenin sırrını şöyle anlattı: "Ters Lale, Selimiye Camisi'nin müezzin mahfilini ayakta tutan mermer direklerden biri üzerine kazınmış serçe büyüklüğünde bir lale motifidir. Bu ters lale günümüzde o kadar meşhur olmuştur ki, camiye gelenler, dünyada eşsiz eserdeki ihtişamı görmüyorlar, hemen ters laleyi aramaya başlıyorlar. Yani çok ilginçtir, ters lale, Selimiye'nin ihtişamını gölgede bırakıyor.

Efsaneye göre, şimdi müezzin mahfilinin bulunduğu yer, Lale, isminde bir kadının arazisiymiş. Buranın satışını kabul etmemiş, nice çil çil altın teklif edilmesine rağmen. En sonunda, buraya cami durdukça hatırlanmamı sağlayacak bir şey koyarsanız kabul ederim, demiş. Ve mermer direklerden birine o kadına işaret olarak lale motifi koymuşlar, ancak tersliğini de belirtmek için laleyi ters yapmışlar.

Bu ters lale ile ilgili Mimar Sinan'ın tek sözü ve Selimiye ile ilgili tarihi eserlerde de tek satır yoktur, tam bir sırdır" dedi.

Delice, lalenin, Osmanlı'da bir döneme ismini verdiğini belirterek, "Bu; Selimiye Camisi'nin inşasından sonra olmuştur. Osmanlılar, laleye sevdalıydılar. Niçin böyleydiler? Allah, lale ve hilal kelimeleri, İslam harfleriyle yazıldığında aynı harflerden meydana gelmektedir. İki lam, bir elif ve he harflerinden… Bunların ebcet hesabında değeri altmışaltıdır. Osmanlı'da, Allah lafzının ayaklar altında kalmasına mani olmak için mezar taşlarında lale motifi kullanmıştır. Lale, Allahü Teâlâ’ya remz olarak kabul edilmiştir. Ve bu sebeple Türk süsleme sanatında, ayrı bir yeri olmuştur. Allah, lale ve hilal kelimelerinin ebcet değeri olan altmış altı, deyim olarak dilimize girmiş. Allahü Teâlâ’ya tevekkül manasında "Altmış altıya bağlamak" denmiştir. Ama ne yazık ki bu deyim bu gün üçkâğıtçılık anlamında kullanılmaktadır. Osmanlı'da sanat, sanat için değil, Hak için, ebedi güzellikleri göstermek içindir. Osmanlı'nın sanat anlayışında, mükemmellik Allahü Teâlâ aittir. Kulun yaptığı işlerde mutlaka kusur olur. Bu sebeple sanatçılar, yaptıkları eserlerde mutlaka bir kusur bırakmışlardır. Mükemmeli aramışlar, ama mükemmellik iddiasında bulunmamışlar, hadlerini bilmişler. Yaptıkları her işi, Allahü Teâlâ’nın verdiği güç, zeka, akıl ile yaptıklarını unutmamışlar, işlerinde O'nun rızasını aramışlar. Kısacası sanat için sanat değil, Hak için sanat yapmışlardır" dedi.

 

Delice, ters lalenin sırrıyla ilgili ise şunları kaydetti: "Mimar Sinan'ın Selimiye'sinde her rakamın, bir esrarı var. Minarelerin dört adet, kubbenin tek, kubbede kırk cam, kubbeyi tutan fil ayaklarının sekiz, minber basamaklarının 32, avlu kubbelerinin 18 oluşu ve uzunluk, yükseklik ölçüleri, hepsinin bir sırrı var. Ancak uzunluk ölçülerinin esrarını bilebilmek için ebcet hesabından, arşın, kulaç, karış, adım gibi uzunluk birimlerinden haberdar olmak gerekir.

Mimar Sinan, benim Selimiye Camisi'nde, işte kubbeyi sekiz direk üzerine yapmamdaki sır, şudur gibi hiçbir şey söylememiştir. Sırları çözmeyi değişen zaman ve şartlar içinde Selimiye'ye gönül verenlere bırakmıştır. O sır olarak, kocaman bir Selimiye Külliyesi ve bu külliyeyi meydana getiren rakamlar bırakmış, çözümü bizden istemiştir.

Sanat Tarihçisi Mehtap Cömert'in Selimiye'deki lale motifleriyle ilgili çalışmasını gördüğüm zaman, Ters Lale'nin esrarını çözdüğümü hissettim. Mehtap Hanım, çini süslemelerinde kullanılan lale motiflerini tek tek çizmiş ve 98 çeşit lale motifi olduğunu açığa çıkarmış. Çiniler üzerindeki bu lale motiflerinin 85'i Hünkâr Mahfilinde, 5 tanesi girişin sağında ve solundaki kadınlar mahfilinin sütunları arasında, 4 tanesi minberdeki bahar ağacı panosunda ve 4 tanesi mihrabın sağ ve solundaki pencerelerin altlarındaki çinilerde bulunuyor.

Evet, çiniler üzerinde 98 çeşit lale motifi bulunuyor. Bir de mermer direğe kazınmış ters lale, etti doksan dokuz. O zaman, işte dedim, ters lalenin sırrı çözüldü. Mimar Sinan, çini ustasına çinilerde 99 çeşit lale motifi kullanmasını istedi, Allahü Teâlâ’nın doksan dokuz ismine işaret etmesi için. Çiniler geldi, yerlerine yerleştirildi. Ve usta, kıpkırmızı bir yüzle Mimar Sinan'ın huzuruna çıktı. Dedi ki, "Efendim, bir meczup, yarım akıllı geldi, 98 çeşit lale motifi kullanmışsınız, niçin 99 değil diye sordu. Deli işine bak, 99 çeşit, dedim. Israr etti. Saydım, hem de kaç defa hakikaten de 98 çeşitti. Başkasına da saydırdım 98 çıktı. Vaziyet böyle. Ne emredersiniz?"

Mimar Sinan gülümsedi ve herkesin şaşkın bakışları arasında şükür secdesine gitti. "Nerede bir noksanlık çıkacak diye günlerdir bekliyordum. Elhamdü lillah çıktı. Bu çalışmalarımızın Hak nazarında kabul gördüğüne işaret. Mükemmel, noksansız olmak Allahü Teâlâ’ya ve insan eli, iradesi karışmadan yarattıklarına aittir. İnsan elinden çıkan da mutlaka bir kusur olmalı. Ustalarımızın bize öğrettiği budur" dedi.

Müezzin Mahfilinin mermerleriyle uğraşan ustayı çağırdı. "Usta, en acemi çırağı onun küçük parmağı büyüklüğünde bir ters lale kazıt, müezzin mahfilinin on iki direğinden birine. O direğin, mahfilin neresine yerleştirileceğine de o karar versin" dedi.

Mimarlar Mimarı, aynı zamanda gönül eri olan Sinan, merakla izahat bekleyenlere "Noksanlığın 99 çeşit lale motifinde çıkması son derece anlamlı. Biz niçin çiniler üzerinde 99 çeşit lale motifi istemiştik? Allahü Teâlâ’nın doksan dokuz ismine işaret etsinler diye. Niçin çiniler üzerinde istedik? Kıyamet'e kadar bu motifler kalsın diye, çini kalıcıdır. Ama ne oldu, 98'de kaldı. 98'de kalış, bize mükemmelliğin Allahü Teâlâ’ya ait olduğunu, bizim aciz kullar olduğumuzu, ancak O'nun ihsanıyla iyiliğe ve güzelliğe vesile olabileceğimizi gösterdi" açıklamasında bulundu.

Çevresindekiler, Mimar Sinan Hazretlerine niçin ters lale istediğini sual eylediler. Koca Mimar, şu ibretlik cevabı verdi:

"Ters lale istedim ki, herkesin dikkatini çeksin, Selimiye için nazarlık olsun, buraya gelenlerin keskin nazarlarını üzerine çeksin. Öyle meşhur olsun ki bu muhteşem eseri bile gölgede bıraksın. Selimiye Camisi'ni görmeye gelen, ilk önce ona koşsun. Koşmakla kalmayıp, ona dokunsun. Zaman içinde o dokunmalar sebebiyle mermere kazınmış ters lale silinecek hale gelsin. Kaybolmaması için muhafaza altına alsınlar. Koca Cami, parmak büyüklüğündeki bir ters lalenin gölgesi, şöhreti altında kalsın. Böylelikle benim acizliğim, Allahü Teâlâ’nın garip bir kulu olduğum meydana çıksın. Aynı zamanda ters lale, Allahü Teâlâ’nın emirlerinin, doksan dokuz isminin delalet ettiği mananın dışına çıkıldığı ölçüde dünyanın yaşanılmaz hale geleceğine ve tersliğin nefsin tabiatına uygun olduğu için çok ilgi göreceğine işaret ediyor".