Hırsıza, Arsıza, Namussuza gün mü doğdu -2-

Hırsıza, Arsıza, Namussuza gün mü doğdu -2-

Hırsıza, Arsıza, Namussuza gün mü doğdu -2-

Tansiyon/Cemal Aksoy Hakimiyet gazetesi Temmuz ayı Köşe Yazısı 2014

Geçtiğimiz ay aynı başlıkla bir yazı yazmıştım, çok okurlarımız yazımıza memnun olduklarını toplumun tansiyonunu çok iyi tutmuşsun, damardan girmişsin diye yanıtlarını almıştım.

Benim yazılarımda halkımızın damarlarının nasıl çalıştığından önce doğru bildiklerimizi, gördüklerimizi eksikleri, fazlalıkları, halkımızın yararına neler yapılıyor neler yapılmıyor güncel olan konuları ilgililerin dikkatlerine sunmak. Daha doğrusu halk arasında gezen, toplumuzun dertleri ile dertlenen duyarlı insan olarak halkımızın sesi, gözü kulağı olma. Doğru bilgilerle bizleri yönetenleri bilgilendirmek bir kısmını bizlerin seçtiklerimiz Devlet yöneticilerinin dikkatlerini çekmedir.

Bu yazımızda yine duyarlı gazeteci olmanın verdiği görevle eleştirel ancak çok önemli gördüğümüz birkaç konuyu okurlarıma sunmak, Devlet yetkililerinin dikkatlerini çekmek istiyorum.

Hırsız, Arsız, Uğursuz, Namussuzlar:

Toplumumuzun maalesef Kisleri, Urları, Hırsız Arsız, Namussuz ve Terör faaliyetleri, ayrık otları her dönemde vardır. Her ne hikmetse bu ayrık otlarının bizim ülkemizin topraklarında biraz fazlaca yetiştiği de bir gerçektir.

Bizim toplumuzda yanlış iş yapanlara Hırsıza, Arsıza Namussuza Allah fırsat vermesin der geçeriz, geçeriz ya bu işlerden nemalanan Hırsızlar, Arsızlar, Namussuzlar, Vatan hainleri hemen bu işlerden ellerinimi çekerler veya bizim düşündüğümüz gibi hemen başlarına taşlarmı yağar. Hayır, onlara hiçbir şey olmaz. Onlar Zamanı, Zemini fırsatları, Devlet zafiyetlerini, Ortamı kendilerinin lehlerine her zaman kullanmayı çok iyi bilirler.

Toplumun zaaflarını, Devletin açık kapılarını, zayıf yapılı olan yöneticileri, ilgilileri ararlar bulurlar ve soncuda çirkin emellerini mutlaka icra ederler. Hırsızlık, Arsızlık, Namussuzluk, Kaçakçılık, Teröristlik onların işidir onların para kazanmaları, yaşamlarını idame ettirmeleri için her yol mubah sayılır. Kaçakçılık, Uyuşturucu ticareti, Solculuk, Sağcılık, Dindarlık, Dincilik veya masonluk onların her zaman en uygun maskeleri olmuştur.

 

Paralel Hastalığı:

Son zamanlarda ülkemiz genelinde Devlet yönetimlerimizde maalesef büyük bir kırılma faaliyetlerinin olduğunu sağır sultan dahi duyar işitir oldu. Başta Ordu, Adalet, Vali, Kaymakam, Polis, Milli Eğitim, Sağlık kurumlarımız, Basın ve yayın kurumlarımız PARALEL yapılanma hastalığına yakalanmış öyleki bu güzide kurumlarımız görev yapamaz, Komutanı, Müdürü, Amiri memuru birbirilerinden şüphelenir, acaba kim paralelci kim değil, aynı personelin memurların bir ay içerisinde kurumunda birkaç sefer görev yerleri değiştiriliyor. Hiçbir Devlet personeli her rütbede veya makamda yerinden yarın için emin değil hale getirilmiştir.

Secimler Dünyadaki gelişmeler:

Yakın tarihlerde 30 Mart 2014 yapılan yerel seçimler,  10 Ağustos 2014 tarihinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri, bir yıl sonra yapılacak olan genel seçimler, Doğu illerinde Uyuşturucu imali yapacak olan bazı il veya ilçelerin Devletin kepçeleri ve dozerleri ile uluslar arası yolları kapatmaları, Yapılan karakol inşaatlarını engelleme çalışmaları, Çevre Devletler Suriye, Irak, İŞİD, Musul, Kerkük’te yaşanan olumsuzluklar. Mesut Barzani’nin Kürt Devletini ilan girişimleri Kerkük-Musul petrollerine el koyması faaliyetleri Ülkemizdeki Hırsızlara, Uğursuzlara, Arsızlara ve Terörist faaliyetlere yıllardır arayıp bulamadıkları ortamı ve zemini hazırlamıştır. Ülkemizde işlenen tüm suç çeşitlerinin uluslar arası boyutlarını daima dikkate almak durumundayız.

 Ülkemiz adına yaşanan bu olumsuzluklar bölgemize nasıl yansımıştır diye soran okurlarımıza ise kısa bir şeyler söyleyerek halkımızı bilgilendirelim istiyorum.

Uyuşturucu pataklığı:

Bölgemizde son zamanlarda özellikle gençlerimiz arasında yaygın bir uyuşturucu kullanımı ve pazarlamasının yapıldığına basından, yayından, yakalanan sanıklarından öğrenip şahit oluyoruz. Son zamanlara değin ismini dahi hiç duymadığımız BONZAİ denilen asıl maddesi fare zehri olduğunu öğrendiğimiz uyuşturucunun dahi bölgemizde satıldığını, içildiğini, kullanıldığını, Esrar, Eroin gibi maddeleri 10-20-30 Kg,  olarak yakalanırken şimdilerde 1, 2, 3, 3,5, 4, hatta 10 ton gibi miktarlarda Kamyonlarda, Tırlarla nakil yapılırken yakalandığını, tarlalarda çok miktarlarda Kenevir bitkilerinin yakalanıp imha edildiğini duyuyoruz, görüyoruz, işitiyoruz. Ülkemizde Narkotik konularında bölgesel ve uluslar arası nitelikte uzman Polis ve Jandarma kadrolarının dağıtılmış, Bu konuları duyarlı gazetecilik gereği haber olarak yazan arkadaşlarımızın dehtiler altıklarını, İnternet sitelerine saldırıların olduğunu bazı gazeteci arkadaşlarımızın ifadelerinin alındığına şahit oluyoruz. Bu şahısların kimler olduklarını asıl işlevlerinin neler olduğunu, kimlerin değirmenlerine su taşıdıklarını zaman içerisinde hep beraber göreceğiz!....

Çözüm Yolu Nedir?

 Peki Çözüm yolu nedir?. Ne yapmak lazımdır. Ben bir gazeteci olarak açıkça söylüyorum ki önce Devletin kurumları siyasetin dışında kalarak kendilerini PARALEL yapı illetinden arındırmalı, birbirilerinden şüphelenmemeli, Öz güvenlerini tazelemelidirler. Basit şüpheler ile birbirilerini yaralamamalı ehil insanları, kadroları özellikle üst seviyelerde korumalıdırlar. Dalkavuklara fırsat verilmemelidir.

Aslında Devletin yetkili organlarının çok iyi bilip tanıdıkları, kötü emellerini Yıkıcı, Bölücü, Uyuşturucu, Kaçakçı, Terör, Hırsızlık ve namussuzluk suçlarını işleyerek halkımızın huzurlarını bozan bu güruhların bizzat bir gecede bir plan dâhilinde toparlanarak etkisiz hale getirilmelerini ve kendilerine dönmemizin zamanı gelmiştir ve geçmiştir bile.

 Gidişat böyle devam ederse Hırsıza, Arsıza, Uğursuza, Teröriste, Kaçakçılara gün doğmuş olacaktır. Birçok iyi niyetli suçsuz Devlet görevlisi ise yok yere harcanmış olacaktır. Mevcut gidişat hayra işaret değildir.

Ülkemizi tehdit eden Hırsız, Uğursuz, Kaçakçı, Terörist, Kis, Ur, Çıban adını her ne koyarsanız koyunuz açıda olsa derhal sökülüp atılmalıdır. Çıban patlamıştır, Sökülüp atılması şarttır.

Devletin her zaman 15 yaşında olduğu günleri görmek ümitleri ile. Cemal Aksoy 2014

Not: Bu yazı ilgisi olan tüm kurumlara internet aracılığı ile ulaştırılmıştır.

cemal-aksoy@hotmail.com.tr