CUMHURİYET KOLAY KURULMADI.

CUMHURİYET KOLAY KURULMADI.
CUMHURİYET KOLAY KURULMADI.

 

1922’de saltanata son vermek kolay olmamıştı.

En yakınındaki arkadaşları dahi “Kurtuluş Savaşı” na rağmen, Mustafa Kemal’e karşı,  “Padişahım çok yaşa” havasındaydılar... Ankara Meclisi’nin liberal tosunları ve yobaz takımı da aynı kafadaydılar...

Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç, aktarıyor;

“...Gazi, Rauf Bey, Refet Paşa, Fuat Paşa, akşam sofrada bir araya geldiler. Rauf Bey, Gazi’ye döndü;

- ‘Kemal! Bu Meclis senden korkuyor, o yüzden sana gelemiyor, tüm şikâyetler Başbakan olarak bana geliyor...’

Gazi; - ‘Neyimden korkuyorlarmış?’

- ‘Senin cumhuriyet kuracağından korkuyorlar. Dedikodular giderek yayılıyor. Bazen o kadar abartıyorlar ki, eline bir fırsat geçerse, senin padişahı bile bu ülkeden kovacağını söylüyorlar! Kemal! Şimdi vatan kurtuldu. Bize göre “emaneti sahibine iade etmenin zamanı geldi.”

- ‘Peki Rauf, Sultan Vahdettin için sen ne düşünüyorsun?

- ‘Kemal, benim babam padişahın baş beyinliğini yaptı. Boğazımda padişahın ekmeği var...’

Gazi’nin yüz hatları gerilmişti.

Ev sahibi Refet Paşa’ya döndü;

- ‘Sen ne düşünüyorsun Refet?’

- ‘Aynen Rauf Bey gibi düşünüyorum,

Paşam!..’

Masada olmayan dördüncü kişi, Kâzım Karabekir Paşa ise Erzurum’daydı ve telefonun öbür ucunda, bu toplantıdan çıkacak kararı bekliyordu.

- ‘Benden ne yapmamı istiyorsunuz?’

- ‘Yarın kürsüye çık, bunları yapmayacağına söz ver!’

Gazi, içtiği sigaranın kapağını yırttı ve arkasına hırsla yazdı:

‘Günü geldiğinde Padişahla ilgili kararı icra organ olan TBMM verecektir.’

Sordu: - ‘Bu sizi ve Meclisi tatmin eder mi? Bunu yarın çıkıp okursam, sizce Meclis tatmin olur mu?’

- ‘Hah, işte bu olur. Bunu çık yarın kürsüden oku!..’

Meclisten padişah aleyhinde bir karar çıkmazdı. Bunu biliyorlardı. O günden itibaren Gazi yollarını da bu arkadaşlarından ayırmak zorunda olduğunu görmüştü...

Bu ‘ekip’ bununla da yetinmedi, Atatürk’ün milletvekili seçilmesinin önünü bile tıkamaya kalktılar!

Atatürk, büyük devrimi bu kafalara elbette kurban ettirmeyecekti ve ‘Komisyona’ girerek ‘meclise’ şu ünlü konuşmasını yaptı...

- ‘Efendim, Hâkimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osman oğulları, zorla Türk Milleti’nin hâkimiyet ve saltanatına el koymuşlardı. Bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdi (devam ettirmişlerdi). Şimdi de Türk Milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hâkimiyet ve saltanatını, isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. Bu bir emrivakidir. Mevzuubahis olan, millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes, meseleyi tabii karşılarsa, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde yine hakikat, usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.’

İşte bu son cümle; “Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir” sözcükleri, “itirazcıların” kafasına Cumhuriyet’in faziletlerinin temelini atmış oldu! Behiç Kılıç